18 Mayıs 2011 Çarşamba

Ben Yok İken





Eşyayı zorlamak isterim benden sonrası için.
Kapıyı zorlamak gibi bir şey değil bu
Ben yok iken edepsizlik edebilir kelimeler
Dedemlerin evi gibi toprağa karışabilir kalemler.

Tarih yazar mı beni?
Bir Mehmet geldi denir mi?
Geçti buralardan.
Yazının edebi varsa edebiyat oluyor
Neye hizmet etti Mehmet’in kalemi?

Eğer dördüncü boyuttaysa zaman, şeyin,
Benim için bu farklıdır
Belki bir başka boyut için
Benim olmadığım yerde su da vardır.

Bir üzüntü için dünyaları vermek
Bir sevince geri almak kadar olmalı
Bunu ölçen ben değilim
Neyin ölçüsü var bu karmaşada?
Ben hep varım


Mehmet ELÇİN

Ve Sen, Ben Yokken...

Seni, sen olmayınca, anlıyormuşum ben,
Bir an yokmuşsun gibi düşünüyorum,
Olmuyor.
Yokluğunu, yarın gelceğini bilsem de
Kabullenemiyorum,
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

Kalbimde anlaşılması tuhaf sızılar oluyor bazen,
Neden?
Seni sevmekten korktuğumda,
Korktuğumun başıma geldiğini anlıyorum.
Ne olacak?
Sonunu hayal edemiyorum.
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

Özlemin, alışmışlık olduğunu düşünüyorum bazen,
Bu kadar özlemem için, ne kadar alışmışım ki sana?
En çok neyine alışmışım merak ediyorum.
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

Yağmur yağmasa da bu aralar çok fena yağmursuyorum,
Hava soğuk ama,
Ben aslında seni üşüyorum, nefes alışlarımda.
Sesim bir tuhaf çıkıyor ismini hecelerken,
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

Elini tutabilmenin kıymetini
Parmaklarımla oynarken anlıyorum,
İsminin dilimden düşmesini dinliyorum,
Gecenin en sessiz saatinde,
Şimdiye kadar hiç duymamışım gibi tuhaf geliyor
bana
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

Düşlerimde bir değişti son zamanlarda,
Garibime gidiyor,
Her karesinde sen varsın yaşanacaklarımın,
Olmayacak hayallerimde bile
Sen çıkıyorsun karşıma birden,
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

İhsan Kaplan

29 Nisan 2011 Cuma

İKİ GÖZÜM İKİ ÇEŞME

sen gideli ardında sadece hüzün
bir de rıhtımların şarkısı kaldı

senin senden öte bir şeyler olduğunu
biliyorum, ama akşam oluyor
ruhumu çöllere bırakıyorum

iki gözüm iki çeşme
bir sarhoş kurşunla kanatları kırılan
garip bir serçedir alınganlığım

biraz kum ve kelebek
bir de senin için geçtiğin yerlerde damla damla
yüreğime bulaşan
toprağın ah ü zar kalıntıları

hala anlayamadım
bizi bizden ayıran ısırgan otlarını
sen orda, bulutların arasında sessizce
ya da bilmem hangi şehrinde arzın
garip bir türkünün ardında yürüyorsun
benimse avuçlarında
gözlerinden artakalan
bir kaç yeşil renkli hayal denizi

iki gözüm iki çeşme
neye yanıyorum, biliyor musun
birleştiremedik kalplerimizi

Nurullah GENÇ