İlhan İrem'in, "Seni Seviyorum" albümünü, dinlemeye başladığımda, bedenimi aşıp, ruhuma dolan melodiler doldurdu her yanı... Sakin bir ses, ruhda, nasıl bu kadar coşku yaratabilir?... Sanki, " O anda durdu zamanlar öylece kaldım!"... Çünkü, müzik, "Sonsuzluk notalarında alemlere işaretim" der gibi akıyordu ruha.
Sözler, "Çırılçıplak, sırılsıklam, heykel gibi, karanlıkta... Hayallerin ortasında, taş kesilmiş duruyorsun, uyuyorsun, duymuyorsun!" diyordu. Uyanışa bir davet vardı bu albümde.
Sanki, bir "haberci güvercin"nin pusulasında, yaşamı okuyordum. Ve, sonsuzluğumu, hiçliğimi, her insanda; akıllarda kaldığımca farklı farklı anımsandığımı anlıyordum. Bu şarkılar bana, "Beni sonsuzluğa karıştıran en eski ezgileri söylüyorlardı"...
Düşünsenize; gerçekten de, tümümüz, aslında birer "ak zambak" değil miyiz? Yaşamın tozunda ne renk olduğunu unutmuş; "Unutulan kokular gölgelerde/ Savuruyor tozları karanlıklar/ Duruyorsun öylece/ Bir hayalet SEN AK BİR ZAMBAK..."
Çoğumuz, pervasızca kendimizi açıp güvenmedik mi insanlara? Peki ya sonra??? Vefasızlığın, iki yüzlülüğün girdaplarında devinip dururken, acı bizlere de şunları hatırlatmadı mı?... "Oyun yapıp oynarlar seni/ Geceleri aralarında/ Şarkı yapıp söylerler dostlarına/ Roman gibi okurlar boş zamanlarında/ Masal yapıp anlatırlar çocuklarına/ Aldanacaksan gecelerinde, kara gecelerinde/ Aydınlık, dünyaların insanlarına /Yanılıp içini açacaksan,/ Derdini gizlemeden duramayacaksan, /Yaşama!" (Özdemir Asaf)
Peki ya , amansız yalnızlıklarımızda, yer altından gelen fısıltıları hiç mi duymadık?.. "Hüzünleri bir sandığa koymuşlar/ Unutmuşlar aşkın buruk tadını /Duvarlarda titrek mumlar, buhurlar /İlahiler, ağır ağır iniyor /Nerede uçan tüller Nerede güzel düşler/ Nerede kırık oyunlar/ Heygidi yalnız çocuk /Nerede pişmanlıklar /Heygidinin gece hazları."
Ya, pişmanlığın, vicdan azaplarında, kendimizi "en kötü" sanıp devinirken, gece uçurumlarında nerelere uçarız?.. "Gece uçurumlarında ışıklar... Hangisine uçayım? /Kara bir taşı öpüp boşluklarda /Aynalarda şeytan taşlıyorum."
Peki ya sizler, şu dizelerde kimi buluyorsunuz?"Uç yalnız uç alaca tüylü kuş/ Uç yalnız uç başında bulut sevdalı bulut /Seni hiç anlamadan/ Şaşkın seyrettiler olağanüstü renklerine bakıp,/ Işıklı semalarda uçucu masumluğun/ Sonsuz diyarlara kanat açıp süzülen/ Uç yalnız uç alaca tüylü kuş/ Uç yalnız uç başında bulut sevdalı bulut /Asla pes etme!/ Sarıl hayata Sımsıkı sarıl yalnızlığına Tek gerçek olan sensin Yedi kat göklerdesin /Ötelere ötelere! /Uç yalnız uç..." Ben aradığımı buldum... Ama söylemem:)
Bazı şarkılar vardır. Hani, kalbin ritmini yakalar ve sanki onunla birlikte atmaya başlar. İşte, benim için de "Dua" öyleydi. Bir ölüm, bir şehit düşüş... Sanki ruhsal bir savaş anlatılıyordu şarkıda... Sonsuz varoluşumuz ve sanırım, Dünya Ana’ya bir sesleniş vardı... "Ah edip son duamda/ Sisler iner dumanlı dağlara Hakkını helal et ey ana! Karamsar her şey, bir özlem bende seneler/ Ruh göçer mi hiç? /Gelse zaman. Vuruldu ceylan kül oldu sustu sesi o an/ Hey! Heyhat ana. /O paslı hatıra bozkırda şehit! /O paslı hatıra ok yarası/ O paslı hatıra, yarinden uzakta bir nefer ana./ O paslı yarayı unutma. /Acıyı içinden sök ana./ Hayat sürer ana /Yas yeter ana /Yas yeter ana..."
Bir albümü, sözlerle anlatmak, tabii ki mümkün değil. Müziğin, ruhla uçan rüzgarına kapılmadan, bir albümü anlamak da imkansız.
Ben ilhan İrem’in “Seni Seviyorum” albümünden, bunları anladım. Dinledikçe anlayacak daha çok şey olduğunun da farkındayım...
Ama sizler, belki, kendi düşsel evrenlerinizde daha başka anlamlar, tatlar yakalarsınız. Bilemem...
Ruhunuza uçup, daha güzel "an"lara konabileceği bir pencere açmak istiyorsanız, sıkışıp kaldığınız boyutlardan sıkıldıysanız, müziğin açtığı bu koridordan geçin. . "Seni Seviyorum" albümü, işitilmesi, görülmesi gereken, bir "haberci güvercin"in sevgi dolu mesajı... Onun mesajı kısaca; “ruhun, ışık ve sevgiyle yükselişi...“
Böylesi güzel bir albüm için, İlhan İrem, Hansu İrem teşekkürler.
Ve sizler... iyi, kötü, güzel, çirkin olmanız hiç fark etmez, tüm insanların hak ettiğince, ‘sizleri seviyorum’. Bu cümleyi, sizler de sık sık tekrarlayın lütfen. Evren bu cümle üzerine dönüyor, buna inanın!...
Özlem Süyev 2001
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder