25 Ekim 2009 Pazar

Neyim mi var?

- Neyin var, deme.
Sorularım var, cevabını bildiğim ama yaşayamadığım sorularım var.
Anlamını aradığım bir hayat var...
Dağınıklıklarım var ruhumda...
Yaralarım var sarılamayan...
Onarılamayan çiziklerim var...
Geri gelmeyen yıllarım var...
Özlediğim anlarım var...
Değiştiremediklerim var...
Kabullenemediklerim...
Öfkem var...
İsyanım var sözlere...
Uçlarım var törpülenmesi gereken...
İfratlarım var, tefritlerim var...
Hasretlerim var...
Dosdoğru yola, istikamete özlemim var...
Dengeden yoksun bir terazim var...
Suçluyum... Hatalarım var telafi edilemeyen...
Umudum kırık...
Uzun emellerim yok, beklentilerim yok...
Değersizim...
Yetersizim....
Dengesizim...
Bezginim...
Nankörüm, nimetlere, yeteneklerime...
Tavazularım var insanların gerçek sandığı...
Aşağılamalarım var nefsime...
Musibetlerim var imanımı sınayan...
Tevekkülden yoksun bir bilincim var...
Almaya cesaret edemediğim veya hasbelkader verilen sorumluklarım var altından kalkamadığım.
Ağır bir yük var omuzlarımda... Ağır, hem de çok...
Korkularım var, kaygılarım var, endişelerim var...
Kulluğum var...
Unuttuklarım var...
Bilip de yapmadıklarım var...
Kırılmayı bekleyen putlarım var...
Gülmeyen bir yüzüm var... Donuk... Soluk...
Allah için ürpermeyen kalbim, ağlamayan gözüm, doymayan nefsim, aşırı uyuyan bedenim, faydasız ilimlerim var...
Çok ve boş konuşan dilim, hayra alamet olmayan susuşlarım var, işkence olan susuşlarım var... Sadaka vermeyen dudaklarım, çehrem var...
Çevreye rahatsızlık veren bir duruşum var...
İşkence olan bir duruş...
Sönük bir ateşim var... Körüklenmeyi bekleyen...
Ağlayan gözlerim var...
Kırık kanatlarım var...
Hüznüm var...
Kalbim var...
İncinmiş kalbim var...
Hassas bir kalbim var...
Cesur bir yüreğim var içine bakabilen...
Alıngan bir ruhum var...
Aç bir ruhum var....
Aç, hem de çok aç...
Kanserli bir ruhum var...
Hazımsızlıklarım var...
Emanetlerim var iyi bakmadığım, davranamadığım...
Hastalığım var, çağın hastalığı...
Düşmanım var...
Savaşım var kendimle ve yoldan saptıranla...
Yenilgilerim var...
Dolmayan boşluklarım var.
Kıymetini bilmediğim sağlığım, gençliğim, vaktim, naktim var...
Anlamsızlıklarım var...
Anlayamadıklarım var...
Anlamayanlar var...
Şaşırdıklarım var...
Yanlış düşüncelerim var...
Çarpıttığım gerçeklerim var...
Dünyada bir daha göremeyeceğim sevdiklerim, yeterince sevemediklerim var...
Kırdıklarım, görmek istemediklerim var.
Affetmediklerim var, beni affetmelerini beklediklerim var...
Yenemediğim bir gururum, kinim, nefretim var...
Unutmayan bir hafızam ama artık zayıflamaya yüz tutmuş belleğim var...
İki çift güzel sözü esirgediklerim var...
Cehenneme döndürdüğüm bir dünyam var işte...
Burayı cehenneme döndürenlere ve kendime itirazım var...
Izdırabım var...
İçimi kavuran acım var...
"Affet" diye yakarışlarım var...
Karanlıklarım var aydınlığı bekleyen...
Kendi karanlığımda boğulmuşluklarım var...
Arayışlarım var...
Işık arayan bakışlarım var kainata...
"Buldum, idrak ettim, yaşadım" demek için bekleyişim var...
Başkalarında olan ama bende eksik olan ne?
Beni buraya bağlatmayan ne?
Beni anlamayanlar var...
Bana değer vermeyenler var...
Şefkat göstermeyenler var... Şefkate ihtiyacım var...
Düşüncelerim var derin derin...
Aynalarım var kirli, dolaplarım var düzenlenmeyi bekleyen, tozlu raflarım var derinlerde...
Şahit duvarlarım var yalnızlığıma, ağlamalarıma...
Dar gelen bir evim, dar gelen bir bedenim var ruhuma...
Herkese verilmeyen bir derdim var...
Tekamule götürecek bir derdim var...
Taklitten tahkikiye götürecek bir derdim var...
İtirazım var "Bu mü'min hastalığı değil." diyenlere...
İmtihanım var...
Güvenmiyorum bu imtihanda kendime...
Benimle imtihan olanlar var...
Yıprattıklarım var, yıpranmışlığım var...
"Bize bunu yapma" diyenlerim var, "Kendine bunu yapma" diyenlerim var...
"Keyfinden hasta" diyenlerim var, hak vermeyenlerim var...
Aşağılayanlar var, aşağıladıklarım var...
Geriye döndüğümde hüsranlarım var.
Hayırlı amellerim yok.
İyilerden olup iyiliği emredişim yok, kötülükten alıkoyuşum yok...
Sabırsızlıklarım var...
Hakkı ve sabrı yaşayamamışlıklarım var.
Pişmanlıklarım var...
İhtiyacım var tertemiz bir imana, iman gözlüğü ile bakmaya hadiselere...
Elime alıp kırıp parçalamak istediğim kara gözlüklerim var bu yüzden...
Karşısına geçip nefisimin sirkeleyerek gerçeği göstermek isteyişim var...
Canımı sıkan, üstüme üstüme gelen duvarları yumruklayarak yıkmak isteyişim var...
Bu beton yığınından kaçmak isteyişim var....
"Neden böyleyim?" diye soruşlarım var bu yüzden...
Hıçkırıklarım var, avazlarım var, içimin yangınları var...
Beni duyan var...
Biliyorum...
Beni yalnız bırakmayan var...
Farkettiren var...
Beni aratan var...

- Ama neden böylesin? Neden? Sen deli misin? Düşünme bu kadar... Derinlere dalma... Ye, iç, gez, toz... Herşeyin var, dört dörtlük/sün. Dışarıdan gözüken o. Düzenin var... Var... Var... Şükret... Şükretmeyi bil...

- Evet, deliyim, delilerden olmak istiyorum, Allah için delirenlerden... Anlama. Sen anlama. Bakma bana öyle tuhaf tuhaf...

- Ama... Ama... Ama sen böyle yaparsan daha başka dert verir Allah...

- Evet, biliyorum. Hatırlatma ne olur. Dert... Derdimi seviyorum. Arıyorum. Huzur arıyorum...

- Ama... Ama... Ama mutlu olmak için her şeyin var... Nasıl mutlu olmazsın, nasıl?

- Batıp gidenleri sevmiyorum. Bağlanamıyorum. Ben mutluluğu aramıyorum ki, huzur arıyorum. Kalbimi itminana kavuşturacak bir yol... Sonsuza götürecek bir yol... Çölde bırakılmış Hacer'im, bedeviyim, göçebeyim... Yerleşmek bana göre değilmiş... Dünya bana göre değilmiş. Cennet'i istiyorum, Cennet'i özlüyorum... Hicreti seviyorum. Bir garip yolcu gibi yaşamak... Çakılmamak buraya.

- Ama... Ama... Her şey Allah'tan... Allah'ın takdiri, her şeyi O bilir... Bırak artık geçmişi, tıka kulaklarını... Bekleme onlardan bir şey... Hem nereden çıkarıyorsun dünyanın sana göre bir yer olmadığını? Lütfen çarpıtma... Yanlış bakma aynana... Sil o buğuları... O seni yarattı, hem de yoktan var etti. Nasıl bu kadar kör olabiliyorsun, nasıl? Ama bak orada, her şey orada... Açsana onu... Okusana...

- Okuyorum. Okuduğumu sanıyorum... Yaşayamıyorum... Yaşayamıyorum... Sımsıkı sarılamıyorum ona, Allah'a... Biliyorum O beni bırakmadı, darılmadı, küsmedi... Biliyorum her zorluktan sonra inşirah olduğunu. Biliyorum kaldıramayacağımı yüklemeyeceğini... Biliyorum O'ndan geldiğimi, O'na döneceğimi. Biliyorum lezzetleri acılaştıran ölüm var, uzun emellerime set çeken ölüm var... Ama bu bana hüzün vermiyor... Bekliyorum. Bekliyorum. O dönüş anını....

- ! ! ! Biliyor musun, insanın çare bulamadığı tek şey o, ölüm...

- Ben onun için çare aramıyorum ki. Ben onu istiyorum. Geçicilerden sonsuz olana götürecek bir yol o. O, bu oyun ve eğlence yerinden, bu faniden gerçek hayata, baki hayata ulaştıran güzeller güzeli... O bir dar geçit, o bir köprü sonsuza... O bir ışık benim için...

- Hayırlısını iste...

- Evet. Aradıklarımı bulduktan sonra. Yaşadıktan sonra, Cennet'e ehil hale geldikten sonra... Allah benden hoşnut olduktan sonra... Kaçınılmaz son, arzulanan son, beklenen son...

Gülsima Dertli

Hiç yorum yok: