9 Kasım 2009 Pazartesi

Bahanelerin usandırdı artık


Yakınlarda gökkuşağı ile gülüp ağlayan Üsküdar semalarında güneş vardı bugün. Motora yetişme hızıyla kaldırımdan kaldırıma hoplarken yorgun kalbi sıkıştı. Bu sıkışmaların son günlerde ne kadar arttığını düşünürken yolun kaçta kaçında olduğu sorusu takıldı aklına. O bu düşüncelerle koşar adım yürürken, onca insanın telaşına rağmen yolun ortasındaki kaldırıma sere serpe uzanmış uyuyan köpek gözüne ilişti. Galiba hayvandan farkı buydu, sıradan değildi, umarsız ve kayıtsız değildi ne kendine ne kainata, ne geçmişe ne geleceğe.

Vapurun yürekleri hoplatan sesi ile ile sıyrıldı bir an düşüncelerinden. Kendinden emin ve mutlu adımlarla, kulağında "karardı gönlüm" gibi sözler savuran müziğe rağmen umutla motora yürüdü. Tam da yaklaşmış olmanın verdiği sevinç radyodaki anonsla kursağında kaldı. Güneşli İstanbul sabahında yoğun sis nedeniyle vapur seferleri iptal edilmişmiş :( Bir an iskelede kalakaldığını düşündü. O ihtimal hiç aklına gelmemşti, ne sisi, içindeki sisler dağılmıştı oysa. İskeledeki kuyruğu anonsdan sonra fark etti. En mutlu bekleyen oydu galiba. Motor kuyrukları da yolculuğu gibi hoşgörülüydü. "Arkaya doğru ilerleyelim" diye insanı strese sokan, iki zıttı bir arada kullanan, etrafa of puf savuran, birbirine düşmanmış gibi bakan insanlar daha bir hoşgörülüydü burada. Suyun sakinleştirici bir özelliği mi vardı?

Turnikeye basılan en mutlu akbil onundu sanki. Spiker haberini tazeleyip gönüllere su serpmeliydi. Neden hep olumsuz şeyler haber olur ve tez yayılır ki? Neden denizden korkar insanlar? Oysa en güzevenilir dosttu deniz, en sakinleştirici ilaçtı onun için. O güneşten de bakışını çekmiyordu artık. Yakmıyordu güneş, içini ısıtıyordu, yüzü güneşe dönünce bakışları aydınlanıyordu.

Hiç yorum yok: