13 Kasım 2009 Cuma

Mutluluk Nedir?

Bir kış gecesi idi. Rüzgar esiyor ve lapa lapa yağan kar her tarafı bembeyaz bir örtüye bürüyordu. Bir evin odasında el işi yapan iki kişi oturuyordu: saçları ağarmış bir kadın ve bir genç kız.
İhtiyar kadın ara sıra soluk, kansız ellerini küçük bir mangalda ısıtıyordu. Genç kız gözlerini kaldırıp bir müddet sessizce beyaz saçlı kadını seyretti. Sonra sesinde anlatılmaz bir tatlılık ve şefkatle: “Anne, hep böyle yoksulluk içinde mi yaşayacağız?” diye sordu. Saçları ağarmış kadın: “Kızım sahip Allah’tır. Yaptığı her şey de iyidir” diye cevap verdi.
Bu sözleri söyledikten sonra biraz soluklandı ve devam etti: “Babanı kaybettiğim zaman geride sen olmana rağmen, benzersiz bir felakete uğradığımı zannettim. O zaman yalnızca ondan ayrı olmanın acısını yaşıyordum. Sonraları, baban hayatta olsaydı ve o halde bu fakirlik içinde olsaydık onun nasıl kahrolacağını düşünmeye başladım. İşte o zaman Allah’ın ona karşı şefkatli davranmış olduğunu hissettim.”
Genç kız cevap vermedi. Başını eğdi ve saklamaya çalıştığı birkaç damla gözyaşı elinde tuttuğu ketenin üzerine düştü.
Annesi ilave etti: “Onu esirgeyen Allah, iyiliğini bizden esirgemedi. Tamam, az bir şeye kanaat etmemiz ve bu azı da çalışarak kazanmamız gerekiyor. Fakat yaşamak için bu kadarı da yetmiyor mu? Bir gün bile aç kalmadık. Yatacak yerimiz de var, sen de yanımdasın. Nasıl ondan şikayet edebilirim?”
Bu son sözler üzerine genç kız heyecanla annesinin dizlerine kapandı, ellerini aldı, öptü, ağlayarak göğsüne doğru eğildi.
Anne, sesini yükseltmek için gayret sarf ederek: “Kızım” dedi. “Mutluluk, çok şeye sahip olmakla değil, ümitle ve sevgiyle gelir.”

Çocukları seviyorum grubu...

Hiç yorum yok: