7 Kasım 2009 Cumartesi

Yalnızca gözler göz değildir


Zannetme ki gözler farklı dilde konuşur
En güzel duyguları onlarla sun istersen
İstersen nefretini boşalt bütün dünyaya
Ama konuşma!
Sus...
İki oluktan aynı su akmaz
Ya dil, ya göz.

Suskunsan
Susturulmuşsan
Ve gözlerin bağlanmışsa
Kalbinden bir köprü kur gönüllere...
Yalanların kirletemediği mecraya
O tertemiz sılaya
Kalbini boşalt
Sen yine sus,
Gönlündeki sultan konuşsun...
Sesin ve sözün sultanı
Yazın ve gözün sultanı
Yerin ve göğün sultanı

Ellerinle konuştun mu hiç
Okşadın mı bir yetimin başını
Merhametin anlatılışıdır bu
Başka hangi dil anlatır onu
Bu kadar net
Bu kadar güzel...
Yaşlı bir anneye yardım için
Uzandı mı ellerin...
Düşen birini tutup kaldırdın mı?
Bayramlaştın mı ellerinle
Su verdin mi susamışa
Kendine sor
Kendini dene
Ya ellerinle konuşmuş
Ya da konuşmamışsındır...

Ufku parçalayan yine o gözlerdi
Güneşi söndüren o gözler
Yazı kışa, kışı yaza çeviren...
Artık kutuplarda değil soğuk
En sıcak insanlarda buz gibi kalpler
Buz gibi insanlarda sımsıcak duygular var..
İnsan neden yalancıdır
Neden bir karanlık, bir aydınlık
Yüzü var ay gibi
Hep de karanlıkta kalan
Karanlık yüzüdür...

Farklı dil kullanmaz gözler...
Hangi ırktan, hangi dilden
Hangi dinden olursan ol
Yeterki bil
Gözlerle anlatılanı
Gözlerle anlatmayı
Anlatamazsan sabır dosttur
Anlayamazsan yine aynı dost
Ama konuşma
Sus ve dinle....

Dursun Ali Erzincanlı, Körpe Tutkular (Gecenin Şiiri), 1994

Hiç yorum yok: